Prof.Dr. Bahaeddin Ögel

Türkler, köyün içinde veya yakınında akan sulara “arık” demişlerdi. Kazma ile açıp su getirdikleri hendek için de, arık sözünü kullanmışlardı. Arık, hayatın bir kan damarı idi. Ziraatçi köylüler için de, durum böyle idi. XI. yüzyılda derlenmiş bir Türk atasözünde şöyle deniliyordu:

“Ağılda oğlak togsa, arıkta otu öner”. Yani ağılda oğlağın doğduğu an, onun yiyeceği ot da arıkta bitip çıkar”.

Anadolu’daki “başaklama” ve “başakçılar” sözü, hiç şüphe yok ki Türk kavimleri ve Türk kültürü içinde, en iyi belirlenmiş ve yerini bulmuş bir deyiştir. Tabii olarak bu başaklama işi, yalnızca buğday tarlalarında değil, bağ ve bostan bozumu ile meyvalar toplandıktan sonra, bahçelerde de yapılıyordu. Bu gibi artıkları toplama işlerinin, başakla ilgisi bulunmamasına rağmen, Türkler bu eski deyişi geniş tutuyor ve bunların hepsine birden “başakçı” denmiştir.

Tamamı (e-kitap) : Kitap – Academia.edu

Ayrıca:

Bkz: Anau Kültürü ve Tarım
Bkz: Türk Etnografya Dergisi Sayı 1 1956 – Hamit Z. Koşay
Ankara Üni Dergi
Türk Etnografya PDF 1

Resim : Kazakistan Saymalıtaş Petrogliflerinde Tarım

Avatar

Leave a reply