Tuğ, tug, alem. Kaşgarlı Mahmud, “Toquz tuglug xan” diyerek şu bilgileri verir:

“Egemenlik alanı ne kadar geniş ya da payeleri ne kadar çok olursa olsun, bir Hakan asla dokuzdan fazla tuğ kullanamaz.”

Çünkü dokuz sayısının uğurlu olduğunu düşünürler. Bu tuğlar “barçın” adı verilen kumaştan ya da turuncu renkte ipekten yapılır. Bunu da (bu renkleri de) uğurlu sayarlar.
Orta Asya günlerinde, Eski Türkler’de, Hintliler’de, Çinliler’de beylik, paşalık, vezirlik simgesiydi “tuğ”. Önceleri “Kotası” (ya da kotuz) denilen ve birçok Asya ulusunca kutsal sayılan “yak” türü Tibet öküzünün kuyruk kıllarından yapılırken, Türkler tuğ yapımında at kuyruğunun kıllarını da kullanmaya başladılar. Cengiz Han 1202’de Onan ırmağı kaynağında dokuz parçalı tuğ dikerek imparatorluğunu ilan etti. Tuğ, Müslümanlığın kabulünden sonra da Türk devletleri tarafından kullanıldı. Cengiz, Selçuklu, Memluklu, Timurlular’da olduğu gibi Osmanlılar’da da tuğ vardır.

Türkçenin Anatomisi
Erdoğan Tokmakçıoğlu

Avatar

Leave a reply