TÜRK DÜŞMANI DOSTOYEVSKİ

0
2549

Dostoyevski, 1870’lerden sonra Rus basınında Rus nasyonalizminin ve Türk düşmanlığının en kuvvetli savunucusudur.

Türk ve İslam karşıtlığı Dostoyevski’nin “Ölü Bir Evden Anılar” romanında, hayatının son yıllarında kaleme aldığı “Karamazov Kardeşler” 1 de ve 1873-1881 yılları arasındaki günlüklerinin topladığı “Bir Yazarın Günlüğü” adlı eserlerinde karşımıza çıkar.

Dostoyevski; Türkleri fanatik, barbar, zalim ve gaddar olarak görürken İslamiyet’i “vahşet dini”, Osmanlı Devletini de “hasta adam” olarak niteler. Türklerin Slav halklara çeşitli işkenceler yaptıklarını, esirlerin kulaklarını ve çeşitli organlarını kestiklerini, kadınların ırzına geçtiklerini ve hançerle delik deşik ettiklerini, erkeklerin derilerini yüzdüklerini, küçük çocukların bir kısmını bacaklarından ikiye ayırdıklarını 2, bir kısmını da süngülediklerini, gözlerini oyup kazığa oturttuklarını ve annelerinin gözleri önünde çocukların hatta kundaktaki bebeklerin parmaklarını keserek acı çektire çektire öldürdüklerini söyler. 3 Rusların ise Avrupa halklarından bile daha medeni olduklarını, Türkleri yendikleri zaman onlara aynı şekilde karşılık vermediklerini, hatta Rus askerlerin tayınlarını Türk esirlerle paylaştıklarını söyler.

Eserlerinde Türkler hakkında gerçek dışı ve abartılı birçok şey söylemesine rağmen Dostoyevski, Türk edebiyatında her zaman dünya edebiyatının önemli bir yazarı olarak görülmüş ve takdir edilmiştir. Batıda özellikle Avrupa’da Dostoyevski aleyhinde yazılan yazıların onda biri, Türk edebiyatında yoktur. İngiliz, Fransız ve Alman akademisyen ve yazarlar Dostoyevski’nin politik ve dinî fikirlerini yazarın ölümünün hemen ardından çok şiddetli bir şekilde eleştirmişlerdir. Fakat Türk edebiyatında ve basınında Genç Kalemler’deki bir makalenin dışında onun hakkında olumsuz ciddi hiçbir yazı çıkmamıştır. 1910-1912 yıllarında Selanik’te yayımlanan Genç Kalemler’in sayılarının birinde ‘Kaya Alp’imzalı bir yazıda Dostoyevski’nin Türk düşmanı olmasından bahsedilir. Yazar, “Edebi hayatıyla siyasi hayatını karıştırdığı günden itibaren Dostoyevski, bütün gündelikçi muharrirler gibi siyasiyatın ihtiraslı cereyanlarına kapılmış ve nezih edebi simasını kaybetmiştir. Dostoyevski, Ruslar için, fakat bir kısım Ruslar için sevilebilir; hürmet olunabilir; fakat biz Türkler için nefrete yakın bir hisle düşünülmelidir; çünkü dehşetli bir Slavcı, bir Türk düşmanıdır. Ve ben burada onu edebi şahsiyetiyle değil, siyasi Türk düşmanlığı sıfatıyla karilerime tanıtacağım.” 4 der. Türk aydını genel olarak Dostoyevski’nin Türk, İslam hatta Avrupa karıştı olmasıyla onun romancılığını ve dünya edebiyatındaki yerini ayrı olarak değerlendirmiştir.
Dr. Selahattin Çiftçi – Dostoyevski’nin Eserlerinde Türklere ve İslama Bakış
Ukrayna Harkov G. S. Skovorada Milli Pedagoji Üniversitesi, Doğu Dilleri Bölümü

  1. Acar Burak Bengi, Karamazov Kardeşler romanının Türkiye’de pek çok yayınevi tarafından basıldığını fakat bunların birçoğunun sansürlü ve yanlış tercümeler olduğunu söyler. Dostoyevski’nin eserlerindeki Türkler ve İslamiyet’le ilgili bölümler bazen mütercimleri bazen de yayınevleri tarafından sansüre uğratılmıştır. Acar Burak Bengi, Türkçe Güvenilmemesi Gereken Bir Dildir, 01.12.2005
  2. Fyodor Mihayloviç Dostoyevsky, Bir Yazarın Günlüğü-II, Kayhan Yükseler (çev.), YKY, 1. Baskı, C I, İstanbul, Nisan 2005, s.920-924
  3. Fyodor Mihayloviç Dostoyevsky, Bir Yazarın Günlüğü-I, s.515
  4. Kaya Alp, “Türk Düşmanlarından: Dostoyevski”, Genç Kalemler, Selanik 19 Şubat 1327. (İsmail Parlatır & Nurullah Çetin, Genç Kalemler Dergisi, TDK Yay., Ankara 1999, s.426)
Avatar

Leave a reply