III. Ahmet ve I. Mahmut devirlerinde değişiklikler gören Hünkâr mahfili bugünkü şekli almış, binanın dışı sıvanarak üzeri şimdi de mevcut olan kırmızı yollu sarı badana ile badanalanmış ve nihayet minarelerde gerekli onarımlar yapılmıştır.

Binanın içinde ikinci kat galerileri hizasında duvarlara asılmış olan 7,5 m. çapındaki Çıharyar-ı güzin levhaları bu devirde kazasker hattat Mustafa İzzet Efendi tarafından yazılmıştır (bunlardan evvelki levhaları hattat Teknecizade İbrahim Efendi yazmıştı).

Büyük kubbenin içini süsleyen âyet de Mustafa İzzet Efendi’nin eseridir. Ayasofya’ya bitişik ve aralıklı olmak üzere gerek Bizans, gerekse Osmanlı devirlerinde yapılmış çeşitli binalar vardır. Bizans devrinde yapılmış olanlardan büyük kısmı bugün ortadan kalkmıştır. Şimdi bulunanlardan vaftishane (baptisterion) güney kapısının sağında (içinde Sultan Mustafa ve İbrahim yatmaktadır), yuvarlak planlı hazine dairesi kuzeybatıdadır.

Güney tarafındaki bahçede her biri ince birer sanat ve mimarlık eseri olan ve dış yüzleri mermerle kaplanmış bulunan padişah türbeleri yapılmıştır. Bunlardan en eskisi II. Selim türbesi olup Mimar Sinan’ın eseridir.

[![İç narteks.]()]() İç narteks.

Güney batısındaki türbe III. Murat’a ait olup, Mimar Davut Ağa tarafından yapılmıştır. Türbenin bitişiğindeki küçük bina III. Mehmet’in tahta çıkar çıkmaz öldürttüğü küçük şehzadeler için yapılmıştır. Bahçenin doğu tarafında ise III. Mehmet’in kendi türbesi bulunmaktadır. Bugün Ayasofya İstanbul’un eski eserler müzelerinden biridir.
Ayasofya-I
Ayasofya-II
Ayasofya-III

Avatar

Leave a reply