AŞIKPAŞAOĞLU TARİHİNDEN SEÇMELER: 124. BÂB

0
243

ATSIZ

Bâb Onu Beyan Eder ki, İstanbul ki Alındı, Şehir Harab Oldu, Sonra Ne Suretle İmar Olundu, Onu Bildirir.

Sultan Mehmed Han Gazi ki İstanbul’u fethetti, sübaşılığını kulu Süleyman Beğ’e verdi. Bütün ülkesine kullar gönderdi ki; “isteyen gelsin, İstanbul’da evler, bağlar ve bahçeleri gelip mülk olarak tutsun” dedi. Her kim ki geldiyse verdiler. Bu şehir bununla mamur olmadı. Bu defa padişah hükmetti ki her ilden zengin ve yoksullardan evler süreler. Her ilin kadısına ve sübaşısına hüküm ile kullar gönderdiler. Bu gelen halka dahi evler verdiler. Bu sefer şehir mamur olmaya yüz tuttu. Bu halka verdikleri evlere mukataa koydular. Böyle olunca halka güç geldi. Dediler ki: “Bizi mülkümüzden sürdünüz, getirdiniz. Bu kâfir evlerine kira vermek için mi getirdiniz?”

Bazıları avratını, oğlanını bırakıp kaçıp gitti. Kula Şahin derlerdi, Sultan Mehmed’in babasından, dedesinden kalmış, vezirlik görmüş bir kulu vardı. Padişaha dedi ki: “Hey devletli sultanım! Baban, deden bunca memleketler fethettiler. Hiçbirinde mukataa koymadılar. Sultanıma dahi lâyık budur ki yapmaya”. Padişah dahi onun sözünü kabul etti. Mukataayı bağışladı. Yine hüküm buyurdu ki: “Her ev ki verirsiniz, mülk olarak verin” dedi. Ondan sonra her verilen eve yazılı kâğıt verdiler ki mülkleri ola. Böyle olunca şehir dahi mamur olmaya yüz tuttu. Mescitler yapmaya başladılar. Kimisi zaviye, kimisi mülk yaptı ve bu şehirin hali yine iyiliğe döndü. Sonra, padişaha bir vezir geldi ki o, bir kâfirin oğluydu. Padişaha gayet yaklaştı, İstanbul’un eski kâfirleri bu vezirin babasının dostları idi. Yanına girdiler: “Hey! Ne yapıyorsun? Bu Türkler yine bu şehiri mamur ettiler. Senin gayretin hani? Babanın yurdunu ve bizim yurdumuzu aldılar. Gözümüze karşı tasarruf ediyorlar. Şimdi sen padişahın yakınısın. Çalış ki bu halk bu şehirin imar edilmesinden el çe-keler ve yine şehir evvelki gibi bizim elimizde kala” dediler. Vezir dahi dedi ki: “Şu mukataa ki evvelce koymuşlardı onu yine koyduralım. Bu halk dahi mülkler yapmaktan çekileler. Bu şehir o nesne ile yine harab olmaya yüz tuta. Sonunda yine bizim tayfamız elinde kala”. Bir gün vezir, padişahın kalbine bir münasebetle soktu. Yine mukataa yaptırdı. Bu aldatıcı kâfirlerin birisi ile bir adı Müslüman olan kul yanyana geldiler. Bu aldatıcı kâfir her ne ki dediyse öyle etti, onu yazdılar.

Sual: O vezir kimdir?

Cevap: Rum Mehmed Paşa’dır ki sonra padişah onu it gibi boğdurdu.

Sual: Sultan Mehmed Han Gazi, İstanbul’da ne yaptı?

Cevap: Sekiz medrese, orta yerine bir ulu cami, caminin karşısında bir büyük imaret ve bir darüşşifâ ve bu sekiz medresenin yanında softalar için sekiz küçücük medrese daha yaptı. Bundan başka Hazret-i Eyyûb-i Ensârî üzerine dahi bir imaret, bir medrese, bir cami ve üzerine büyük bir türbe yaptırdı. Bu mukataa sebebinden halk İstanbul’un imarından kaçmaya başladılar. Bu şimdiki mukataa ki vardır, onun kabul edilmesine o Rum Mehmed sebep olmuştur.

H. NİHAL ATSIZ, AŞIKPAŞAOĞLU TARİHİ, DEVLET KİTAPLARI, BİRİNCİ BASILIŞ,

İSTANBUL – 1970, S. 72

Avatar

Leave a reply